Aslında canlılığın doğasında diyet ve spor yoktur. Daha doğrusu vardır, ama hastalık olarak vardır. Hayvanlarda anoreksiya, aşırı hareket etme ve yiyecek alımını sürekli olarak kısma şeklinde, zihinsel bir hastalık olarak görülebilmektedir. Ama sorabilirsiniz bana ‘Obezite, kalp-damar hastalıkları ve tip 2 diyabet vs neden oluyor’ diye. Malthus’un bir kehaneti vardır ‘Nüfus artacak ama gıda üretimi nüfus artışına yetişemeyecek’ şeklinde. Bu kehanetin korkusu bizleri, gıda üretimimizi sürekli arttırmaya ve doğum oranlarımızı azaltmaya teşvik etti. Ama bunun dışında daha karanlık bir neden daha var: Öjeni!

Bunun manası, ‘İnsan eliyle evrim’ demektir. Darwin’in tezlerinden yola çıkılır bu Öjeni fikriyatında. Sağlıklı ve güçlü olanların soyunun arttırılıp diğerlerinin soyunun azaltılmasını savunurlar. Peki bu fiiliyatta nedir? Beyaz ırktan olmayan bütün ulusların ve beyaz ırka mensub olanların da yoksullarının soyunun azaltılıp beyaz ırka mensub zenginlerin soyunun arttırılması. Hitler döneminde çok barbarca uygulandı. Tabi yoksulların ve beyaz ırktan olmayanların soyunun kurumasına razı olmasını ve direnmemesini beklemek mümkün değildir. Dolayısıyla ‘Doğum kontrolü’ ve ‘Nüfus kontrolü’ gibi adlar vererek ve bala bulayarak bizlerin önüne sundular. Malthus ve Darwin gibilerin görüşlerinin inanılmaz propagandası yapıldı ama en ufak karşı görüşe bir müsaade bile edilmedi. Şu anda dünyada gıda üretimi sürekli olarak artıyor ama dünyada doğum oranları, bu gıda üretimi seviyelerine kıyasla çok düşük. Bütün canlılar, fazladan yiyecek bulduğu takdirde bu yeni kaynakları fazladan yavru yapmaya adar. Biz de aslında sanayi devrimi öncesinde böyleydik. Mesela ortaçağ avrupasında yeni tarım teknikleri ve ağır pulluğun kullanılmaya başlamasıyla nüfus artmıştı. Aynı şekilde amerika kıtasının keşfiyle de yeni tarım ürünleri gelmiş ve bu da nüfusu arttırmıştı. Ayrıca global plütokrasi bizlere ‘Kaynaklar tükeniyor’ ve ‘Sürdürülebilirlik’ vs gibi kıtlık bilincini aşılıyorlar. Aslında bir kıtlık olacaksa bu ancak global plütokrasinin bilerek ve isteyerek çıkarttığı bir kıtlık olacaktır. Günümüzde karlılıkları düşürmemesi adına rafta tutulan ve piyasaya sürülmesine izin verilmeyen sayısız teknoloji var. Ama global plütokrasi Malthus’a, Darwin’e ve Öjeni’ye deyim yerindeyse iman etmektedir! İstedikleri şey onların soyu çoğalırken bizlerinkisinin azalması. Ayrıca hatırlayın; George Orwell’ın yazdığı 1984 distopyasında da düzen, bilerek ve isteyerek insanları yoksul tutuyordu!

Dünyanın çok kötü bir yere gitmekte olduğunu söyleyen pek çokları var. Günümüzde dünyanın çoğu coğrafyasında insanlar mutsuz ve umutsuz. Aslında Reagan ve Thatcher ile başlayan süreç sonucu son onyıllarda özellikle batı ülkelerinin sıradan insanları yoksullaşmamış olsaydı gene rahatsız ve düzen karşıtı insanlar olurdu ama televizyonda ‘Almanya’da aşırı sağ yükselişte’ gibi bir başlıkla karşılaşacağım bir kitleselliğe de mümkün değil ulaşamazdı. Bir 2. Dünya Savaşı belgeselinde savaşın kaderini değiştiren muharebelerin sonucunun çok basit ve aptalca hatalar ile gerçekleştiği anlatılıyordu. Yine Saddam’ın sorgusunu anlatan kitapta, ABD’nin ‘Uçan kuştan haberi var’ dediğimiz kurumlarının hayret verici acziyet hikayelerini okumuştum. Bunlar neden böyle oluyor? Çünkü en güçlü kurumlar ve düzenler dahi insanlardan oluşur ve insan da aciz bir varlıktır. Yaşayan herşeye hükmetme kudretine sahip olduğunu zanneden dünya düzeninin de ayağı illaki bir yerde kayacaktır. Hatta böyle aptalca hataları da bir değil birçok kez yapacaklar; çünkü onların hepsi insan! Zaten günümüz global plütokrasisi, yekpare bir yapı olmayıp içinde bir sürü çıkar odağı ve klik barındırmaktadır. Ayrıca şunu da bilmek zorundayız ki global plütokrasi günümüzde kendini olduğundan çok daha güçlü gösterebilmektedir. İnternetin icadı ile bilgiye erişim çok kolaylaştı. Zaten benim çocukluğumda gençlerin kullanıp faydalanabileceği çok güzel bir kaynak olduğu anlatılıyordu. Ama günümüze geldiğimizde çok az kimse interneti bu amaca uygun olarak kullanıyor. Günümüz global plütokrasisinin elinde propagandasını yapabileceği inanılmaz imkanlar var. Zaten günümüz dünyasında 1984 ve Cesur Yeni Dünya gibi distopyalardaki teknolojiler artık gerçek olmuş durumda. Ve bana sorarsanız Illuminati ile ilgili komplo teorilerinin en azından önemli bir kısmını dünya düzeninin bizzat kendisi piyasaya sürüyor. Cengiz Han da savaştan önceki gece her askerine bir değil beş ateş yakmasını emrediyor ve ateşleri gören düşman gözcüleri komutanlarına Cengiz Han’ın gökteki yıldızlardan daha çok askeri olduğunu rapor ediyor.

Bu şartlarda biz dünyanın sıradan insanlarının yapması gereken şey uyanık olmak ve edinebildiğimiz kadar çok bilgi edinmektir. Dünya düzeninin sözcüleri bilgi kirliliği ve yalan haber gibi şeylerden şikayet ediyor ama bir yandan da bunları en çok yapan ve en etkili kullanan da gene kendileri. Bir belgeselde bir Avrupa ülkesinin istihbaratının, düzene ve rejime desteğin azalmaması için kadınlara ve çocuklara tecavüz edip onları şeytana kurban eden Satanist kültlerin hikayelerinin sürekli olarak gezdirildiğini dinlemiştim. Düşünmeyi ve sorgulamayı kesinlikle unutmayın! Bu dünyada herşeyin bir sonu var. Firavunlardan geriye piramitler kaldı! İskender’den sonra komutanları, fethettikleri ülkeleri aralarında paylaştı! Zaten dünyanın pek çok yerinde ekonomik eşitsizliğin artması ve sıradan insanların yoksullaşması, insanları çok daha düşünür ve sorgular hale getirdi. Felsefenin popülerleşmesi de bence çok olumlu bir şey olacaktır. Global medeniyet günümüzde çok kötü bir yere doğru gidiyor olabilir ama illaki hata yapacaklar ve kötü gidiş tersine dönecektir. Zaten denir ya ‘Her inişin bir çıkışı vardır’ diye! Batı ülkelerinde 1945 ile 1973 arasındaki dönem, muazzam bir bolluk dönemiydi. ABD’de 20. Yüzyılın ilk yıllarında bir yandan birçok kimse çok sıkıntı çekiyordu ama o dönem aynı zamanda da birçok harika bilimsel keşfin yapıldığı bir dönem olmuştu. Buhar motoru, Roma imparatorluğu döneminde de keşfedilmişti ama bu bir sanayi devrimini başlatmamıştı. Aynı şekilde Tekerleği Amerikan Yerlileri de Avrasyadan bağımsız olarak keşfettiler ama sadece oyuncaklarda kullandılar. Trenler ilk çıkacağı zaman saatte 30 km’den fazla hız yapmanın insan bedenine zarar vereceğini söylüyorlardı. Havadan ağır hiçbir şeyin uçamayacağı söylenirdi ama bir dönem Concorde uçakları bile vardı. Daha neler var böyle…

Hakkımızda hayırlısı! Ümitsiz ve olumsuz olmaya gerek yok! Aslında eskiden hayata çok daha karamsar bakardım ama şimdi azaldı. Emin olun ki Global Plütokrasi illa bir yerde hata yapacak ve ya bu hatayı fırsata dönüştüreceğiz veya fırsata dönüştürmemize dahi gerek kalmayacak!

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir